MEHMET DEVECİ İLE DARUL İLİM TALEBELİĞİNİ KONUŞTUK

10 Soruda Darul İlim sakinleriyle başbaşa

Dâru’l-İlim söyleşilerimizin beşinci konuğu merkez akademi 3.sınıf talebelerimizden Mehmet Deveci. Müfredattan ülkenin ilmî konjonktürüne klasik 10 soruyu ona yönelttik, bakalım nasıl cevaplar vermiş.

 

1- Mehmet Deveci, Dâru’l-İlim’in hayatında yaptığı değişiklikten söz edebilir misin? Sana nasıl bir hedef, nasıl bir düşünce ve eylem ufku kazandırdı burası?

Dâru’l-İlim sayesinde sade-kuru olan meal okumalarının ne kadar yetersiz olduğunun farkına vardım. Bununla beraber Kuran’ı iyi anlayabilmek için Arapça bilmenin de yetersiz olduğunu gördüm. Artık Kuran’ı tam olarak anlayabilmek için en azından derin bir hadis ve hadis usulüne, İslam tarihine ve hatta dünya tarihine vakıf olmak gerektiği kanaatindeyim. Niyetim, hedefim bu doğrultudadır.

2- Bundan mesela sekiz yüz yıl önce yaşamış bir âlimle bugünün ilim adamı arasında görev farkı var mı sence? Dünün âlimiyle bugününkini karşılaştırmanı istiyoruz.

İsterseniz mücahitlerden misal vereyim. 800 yıl önce de mücahitler Allah için canlarını feda ederlerdi, bugün de aynı durum söz konusu. Fakat gelişen ya da değişen teknoloji sonucu silah ve yöntem farkı var. Bununla beraber mücahidin vazifesi değişmemiştir. 800 yıl önceki İlim adamları genellikle kendilerinden önce uygulanan fetvaları verirlerdi. Çünkü yeni fetvaları gerektirecek çok fazla bir durum yoktu. Lakin günümüzde teknoloji ile değişen hayat ve çevre şartları sonucu yeni fıkıh soruları-problemleri meydana gelmiştir. Böylece günümüz ilim adamlarının, müçtehitlerinin yükü artmıştır.

3- İslam ümmeti gerçekten geri kaldı mı? Bunun sebebini en temelde ne olarak görüyorsun?

Unutmamak gerekir. Nasıl ki bir araba yarışında eldeki haritanın tamamına ya da haritanın bir kısmına  uyulmaz ise o yarış kazanılamaz ise, işte bizler de Kuran’a uymadığımız sürece geri kalmaya, kaybetmeye mahkumuz demektir.

4- Toplumda genelde ilim okuyanları imamlıkla eşdeğer görme zafiyeti vardır. Bu noktada ilim talebesi olduğunu anlatırken çevrenle ne gibi zorluklar yaşıyorsun?

Sanki zaman kaybediyormuşum gibi bakan, “vazifeni al, okuyacak isen yine oku” diyen çıkabiliyor. (Devlet onay verseydi.) Yahu bir tıp fakültesi öğrencisine daha ikinci sınıfı yeni bitirdiği zaman sen ona “kardeş, sen git vazifeni al. Kitaplarını vazife aldıktan sonra okursun” diyebilir misin?

5- Doğrudan Kuran’ı ve hadisleri okuyarak alim olamaz mıyız? Neden onca yıl İslami ilimler tahsil ediliyor ki?

Çünkü Kuran ve hadislerde öyle anlamlar gizlidir ki kişi ancak hayatına geçirdikçe, bu sırları anlayabilir. Bu da uzun bir süre ister.

6- Vaiz kürsüde halka nasihat eder, mücahit cephede savaşır, yazar okurlarına mektup atar, peki ya âlim ne yapar?

İlim adamının asıl vazifesi tabi ki ilminin zekâtını vermesidir. Yani talebe yetiştirmesidir. Bununla beraber ilim adamı yeri geldi mi vaaz verir, yeri geldi mi cihat da eder. Halk ile samimi olmalıdır.

7- Dışarıdan ilahiyat fakültesi de okuyan bir talebe olarak kitaplar, konu anlatım ve mantık tarzı bakımından medreseyle ne gibi farklar görüyorsun resmi din ilimleri eğitiminde?

Felsefe ilimleri ilahiyat programında çok fazla yer alıyor. Tefsir ve hadise dair çok az yer önem veriyor. Yine ilahiyat fakültelerinde, okudukları eserlerin yazarlarına, faydalandıkları âlimlere saygı göstermeleri gerektiği yerlerde edepsizlik edildiğine şahit oluyoruz.

8- Dâru’l-İlim’de, başka yerde bulamadığın bir ayrıcalık var mı? Varsa nedir o sihirli şey?

Sihirli bir şey değil, ama zengin bir kütüphanemizin bulunması ve hocalarımızın bizlerle birebir ilgilenmeleri, bir talebe için en büyük avantajdır diye düşünüyorum.

9- Bir tavsiye, özlü bir yol rehberi alalım mı senden sonraki ilim yolcuları için?

İlim bazen zor, bazen sıkıcı gibi gelir insana, ama unutmamak gerekir ki Allah ilim talebesine cennetin yolunu kolaylaştırır.

10- Az kalsın unutuyorduk. Okurlar için kısaca bahseder misin kendinden? Nasıl bir geçmişin vardı Dâru’l-İlim öncesi?

1993 İstanbul Fatih doğumluyum. Fındıkzade İlköğretim Okulundan sonra İstanbul İmam Hatip Lisesinden mezun oldum. İlim hayatına ilk defa daha ortaokulda iken kartvizitçilik, broşürcülük yapan Mehmet Binici Ağabeyimin hadis sohbetlerini severek girdim. İmam hatip döneminde artık farklı farklı sobet-ilim meclisleri buldum, takip ettim. İmam hatipten sonra da Dâru’l-İlim ile tanıştım. Şuan Dâru’l-İlim’de 3.sınıf talebesiyim. Bir yandan da İzmir İLİTAM’da (İlahiyat Lisans Tamamlama) 3.sınıf öğrencisiyim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?