FAİZSİZ BANKACILIK TEKLİFLERİ-Abdullah Küskü

İslam İktisat Sistemi ve Faizsiz Bankacılık Teklifleri / Abdullah Küskü
 

İlim Dergisi 25. sayı, Kasım-Aralık 2017 

Giriş

Son dönem Müslüman iktisatçılar paranın anlamı, sermayenin korunması ve artırılması ve devlet merkez bankası üzerine bir dizi çalışmalar yapmıştır. İletişim araçlarının yaygınlığı ve bu sayede çağı dizayn eden iktisadi ve fikri akımların iletişim araçlarıyla herkese ortak tesirleri sayesinde İslam dünyasının muhtelif yerlerinde Müslüman iktisatçılar tarafından neredeyse her konuda benzeri sesler yükselmiştir. İslam iktisadına yönelik Pakistan, Mısır, Malezya ve Türkiye’de eş değer zamanlı, faizden arındırılmış devlet iktisat sisteminin kurulması gerektiği, ivedi bir şekilde faizsiz bankacılık teklifleri gündeme getirilmiştir. Bu yazıda bir gurup Müslüman iktisatçının paraya bakış açılarını ve Faizsiz bankacılık tekliflerini sunmaya çalışacağız.

Genel olarak İslami iktisat sistemi ve faizsiz bankacılık başlığı altında görüşlerini inceleyebileceğimiz kişilerden Mahmud Ebussuud İslam’ın zengin olan Müslümanlara tayin ettiği mali bir ibadet olan zekâtı İslam iktisadının esası görür ve bir müessese olarak zekâtı Müslümanların fakirlik ve işsizlik sıkıntılarına çare sayar.[1]  Her ne kadar insanın, maddi ve manevi bir merkeze bağlı yaşayan canlı bir varlık olması hasebiyle, insanlar arasında sağlam ve gerçekçi bir kalkınmanın mümkün oluşunu en temelde insan psikolojisine ve insanın ruhi dinamiklerine bağlasa da Neccar[2], kimileri ısrarla kalkınmanın maddi sebeplere ve Müslümanların “gerilemesini” nedenini dünyevi imkânlara bağlamıştır. Bu “gerileme” problemini aşmanın çaresi olarak teklif edilen iktisadi sistemler ve modern para bankaları vardır. Geneli itibariyle Müslüman iktisatçıların teklif ettikleri banka bir devlet bankasımodelidir. Önerdikleri bankayı Müslümanların Beytü’l-mal kavramına teşbih ederler. Ve işletim sistemine yönelik serdettikleri şeyler ise teklif ettikleri modelin modern bir devlet merkez bankası olduğunu göstermektedir. Yönetimin ve paranın kontrol mekanizmasının devlete ait olmasının yanı sıra özel iktisadi teşebbüslere engel olunamayacağını ifade ederler. Fakat bu işletmelerde faiz uygulamasına asla izin verilmeyeceğinden kurumun zarar etmemesi ve kâr devamlılığını sağlamak amacıyla kuruluş ve işletme masraflarının devlet tarafından karşılanması gerektiğini söylerler.[3] Modern çağın para merkezleri sayılan faizli ve faizsiz bankanın tarihi ve işlettiği paranın asli görevi konusunda Müslüman iktisatçıların fikirlerinin bir kesitini şöyle sunabiliriz.

Bankacılık Tarihi

Faizli bankacılık

Bu yazarlar tarihi olarak modern faizli bankaların aşağı yukarı tefeciler devrinde ödünç para vermeyi meslek haline getirmiş olanların işlevlerini sürdürdüğünü izah etmektedir.[4] Ve piyasadaki parayı kendi matbaalarında basan bankaların mütedavil paranın 98/100’inin maliki olduğunu söylerler.[5] Özelikle vurgulamak gerekir ki para siyasetindeki sistem sebebiyle paranın bir emtia karşılığı değil de borç karşılığı basılması ve güdülen para stratejisi ve pratiği sebebiyle para, zamanla mübadele aracı olmaktan çıkmış murabaha esaslı ve faiz maksadıyla kullanılmaya başlanmıştır.[6]

Faizsiz bankacılık

Faizsiz bankacılığa geçişte ilk teşebbüs Birleşik Arap Emirlikleri’nde 25 Şubat 1963’de kurulan ve başkanlığını en-Neccar’ın yaptığı İslam bankası örnek olarak verilmektedir.[7] Bu teşebbüsün çalışmasına her ne kadar kısa bir süre sonra son verildiyse de faizsiz bankacılıkta eldeki veriler ışığında başarılı olduğu kabul edilmektedir. Eş dönemli olarak henüz yeni kurulan Pakistan devletinde ise Pakistan İslami bankacılık sistemlerinde bir hayli çaba sarf edilmiştir. Müslüman iktisatçılar bu bakımdan Pakistan tecrübesinden yararlanılmasını özellikle tavsiye etmektedir. Eserlerinden alınan intibaa göre bu müelliflerin bankacılık tekliflerinin Pakistan bankacılık tecrübeleri etkisi altında kaldığı görülmektedir.

Paranın Asli Görevi

Paranın asli görevi insanların ihtiyacını temin etmektir

İkbal Kureşi paranın asli görevinin mübadelede (takas-trampa vb. usulü alış verişler) vasıta olması ve diğer eşyaya (değer biçilmesi konusunda) ölçü olması olduğunu söyler.[8] Mahmut Ahmed ise malların mübadelesiyle insanın ihtiyaçlarını sağlamak paranın işletilme anlamı olduğu halde kapitalist sistemin bu varlık yasasını tepe taklak çevirdiğini, sosyal ve kültürel bir intihar olması pahasına insanı paranın hizmetinde kullandığını belirtmektedir.[9]

Para basım işi devletin tekelinde olmalıdır

Özel teşebbüslerin tükenmez bir hırs ve sonsuz para biriktirme arzusunda olacağı muhakkaktır. Bu sebeple arzularının temininde eşyaya ve insana adalet ilkesini yok saymaları pek muhtemeldir. İslami ve insani hassasiyetleri dolayısıyla olsa gerek Müslüman iktisatçılar para basım işinin tamamıyla devlete bırakılmasını ve bu hususta tüm salahiyeti devletin eline alması gerektiğini söylerler.[10]

Para depolamak ticarette kriz yaratır

Piyasa şartlarında istihsal için gerekli olan şey mübadeledir ve depolanan paranın ise ticaret ile ekonomide kesin bir surette zararı söz konusudur. Nitekim hakikatte paraya olan talebin arz edilen mala talepten kaynaklandığı, paranın görevinin tamamen malların mübadelesinde aracı olmak olduğu ve üzerinden zamanın geçmesiyle paranın da değer kaybetmesi gerektiği belirtilmiştir.[11] Faizsiz bankaların para üzerinden kâr elde etmek yerine mudarebe ve müşarekette bulunmaları onların modern bankalara alternatif olmalarında yegâne unsurdur.

Faizsiz Bankacılık İşletim Sistemi ve Teklifler

Faizsiz bankacılık işlemlerinde mevduat sahipleriyle ilişkiler, bankalarla iş adamları arasında ortaklık/müşareket-mudarebe uygulamaları, kredi işlemleri, banka işletim masrafları ve bankacılık harici ek hizmetler alanında sosyal hizmetler yatırımı gibi birçok konu gündeme taşınmış ve tartışılmıştır. İslami banka modelinin kendine ait en bariz vasfı faizsiz olmasıdır. Kanaatimizce alternatif bankacılık olma özelliğini de bu vasfıyla kazanmıştır. Müslüman iktisatçılar iktisadi buhranların genelde faizden kaynaklandığı görüşünde olduklarından[12] ve faizin Kur’an ayetlerinde yasaklanması sebebiyle gerek merkez bankasının ve gerekse özel işletme bankalarının faizsiz bir şekilde işletilmesi gerektiğinde ittifak halindeler. Müslüman iktisatçıların faizsiz bankacılık tekliflerinde özel banka ve devlet bankası gibi net bir ayırıma gitmemeleri sebebiyle kanaatimizce ortaya koymaya çalıştıkları şey devlet olarak kalkınabilmenin yollarını aramak ve İslami iktisat sistemini bulmaya doğru bir çaba ortaya koymaktır. Bu sebeple uygulamaya sürmek istedikleri şeyler bazen sadece devlet eliyle yapılabilmektedir. Mesela “Malda zekât dışında hak vardır” hadisinin gereği olarak zenginlerden zekât harici ekstra bir ücretin talep edilmesi gerektiğini ifade eden Mahmud Ebussuud zımnen devlet iktisadi sistemine yönelik bir teklif sunmuş olmaktadır. Ayrıca bu teklifin tartışılma gereği söz konusudur. Sünnette bu konuda net bir ücret belirtilmemiştir. Üstelik hüküm kesinlik bildiren bir sığa ile ifade edilmediğinden bu uygulamanın zorunlu dini bir emir olarak telakki edilmesi kanaatimizce doğru değildir.

Faizsiz bankacılık işlemlerinden Müşareket, Mudarebe ve Karzı hasen

Örnek kabilinden bu eserlerden birinde İslami bankacılığın genellikle benimsenen müşareket/ortaklık esasları üzerine olması gerektiği ve bu esaslardan birinin de mudarebe olduğu belirtilmektedir. Bu mudarebe usulüyle banka mevduatlarının sadece yerli sermaye ile değil uluslararası sermaye ile de iştirakinin sağlanabileceği söylenmektedir. Ayrıca bu kurumların karzı hasen/faizsiz borç hizmetinde bulunmasının gerekliliği üzerinde durulup bu sebeple işletim ücretlerinin devlete fatura edilmesi teklif edilmektedir. Bankacılık sisteminde yatırım gücüyle finansman gücünün dengede olması şartı, bankaların eğitime katkı sağlama ve sosyal hizmetlerde bulunma mecburiyeti, Müslüman ülkelerin zengin kaynaklarının kullanımı için bu bankalar tarafından ciddi kredi desteklerinin gerektiği de söz konusu edilmiştir. Bu sebeple bu banka sisteminin zorunlu olduğu da zımnen vurgulanmış olmaktadır.[13] Konular arasında dış sermayeden gerektiğinde faizli istikrazın cevazı gündeme getirilmiştir ki bu görüşün ne derece isabet kaydettiği ayrıca tartışılmalıdır.

Faizsiz bankacılık tekliflerinde mesela faizin, bankaların sermayelerini gayri müstahsil sahalarda işletmelerine sebebiyet verdiği, bu suretle istihsal maksatlı kullanılacak sermeye kıtlığı yaşandığı, üstelik bankaların mudilerinin parasını doğrudan sanayi ve ticarete yatırmalarına engel olma temayülü taşıdığını belirterek İslam iktisat sisteminde senetlerin ücretsiz tahsil edilmesi ve faizin kesinlikle uygulamadan kaldırılması Mahmud Ahmed tarafından gündeme getirilmiştir.[14] Aynı müellif İslam devletinin âmme hizmetlerinde finansman sağlanması için iki şeyi uygulamaya geçirmesini teklif eder. Bunların ilki gelire geçici iştirak esasına dayanan ikinci bir şahsı ortak yapmak, diğeri devletin para basma hakkını kullanmak. İlk hususta yapılacak ortaklıktan elde edilen gelirlerin üçte birinin mukrizlere ödenerek zamanla bu kaynakları yüzde yüz devlete ait kılma stratejisi güdülmesi gerektiğini kaydeder. İkinci hususta yatırım alanında sermaye temini için basılan paranın -görevini ifa ettikten sonra- tedavülden toplanarak doğal duruma geçişin sağlanması gerektiğini söyler. Fakat bu ikinci hususta paranın çoğalması sebebiyle eşyanın pahalanması tehlikesini de göz önünde bulundurmak gerekir. Sonuçta bu iki husus sayesinde amaçlanan şey modern İslam devletinin sermaye ihtiyaçlarını kendinden temin etmek ve bunları faizsiz bir sistemle uygulamaya sokabilmektir.[15] Müslüman iktisatçılardan bir diğeri kişi olarak bize pratik kurallar sunan ve İlk faizsiz bankayı uygulamaya sokan en-Neccar’ın faizsiz banka için Müslümanlara teklifleri ve olması gereken standartları maddeler halinde şunlardır:

  1. Modern ekonomik meseleler üzerine teknik mütehassıs eleman yetiştirilmesi gereklidir.
  2. Maslahat, faiz-kazanç farkı konuları üzerine İslam’ın ana kaynaklarından araştırılma yapılmalıdır.
  3. Geleneksel ulemanın eksikleri, takıntıları ve çözümlerindeki hatalarına son vermeleri gerekmektedir.
  4. Kurulacak banka sistemi ülke, kültür, inanç, tarih ve sosyal yapımıza uygunluk arz etmelidir.
  5. Batı’da kilise baskılarına karşı tepkisel doğan girişimleri taklit etmek veya benzerlerini çıkarmak doğru değildir.
  6. Bankanın Yahudi tüccarların paraya egemenlik kurmak için kurdukları bir sistem olduğu bilinciyle hareket edilmelidir.
  7. Kurucuların her şeyden önce ülke ve milletlerini seven şahıslardan oluşması gerekmektedir.
  8. Kişisel olarak ferdi bencillik ve para toplayıcılığa sevk ettiği, ferdi toplumdan uzaklaştırdığı, tembellik ve hazır yiyiciliğe alıştırdığı, İslam’ın zekât emrine aykırı davranmaya ittiği, cemiyette adaletsizlik ve eşitsizliğe götürdüğü, azının ve çoğunun haram olduğu farkındalığıyla faizin, her türlüsünün bankanın uygulamalarından uzak tutulması gerekmektedir.
  9. Kazanç için mal ve parayı değil iş ve emeği kaynak olarak almalıdır.
  10. Sabit bir faiz ya da yüzde bir kar garantisi yerine kâr ve zarar ortaklığını esas almalıdır.
  11. Kapitali topluma egemen olmak için değil toplumun hizmetinde, çıkarları doğrultusunda yatırım alanında kullanmalıdır.
  12. Cari hesaplarda diğer bankalar gibi çalışmalıdır.
  13. Tasarruf hesaplarını faizsiz kar zarar ortaklığında çalıştırmalıdır.
  14. Vadeli hesapları faizsiz kar zarar ortaklığında kullanmalıdır.
  15. Kambiyolara ücret almalı ve çek işlemlerini cari hesap üzerinden yapmalıdır.

Faizsiz Bankacılık Modelinin Getirisi ve Sonuç

Müslüman iktisatçıların faizsiz banka tekliflerinin uygulanması halinde teorik olarak bu bankalar muhtemel şu sonuçları verecektir: Finans ve sanayi arasındaki iş birliğini sağlamak amacıyla banka gibi para ve krediyle uğraşan teşekküllerin sanayilerle kesin bir surette iş birliği sağlanacak[16] ve bankalardaki bütün mevduat ve kredi balansları vergiye tabi tutulacağından hızlı bir kalkınma yaşanacaktır.[17] Para yerine mala mukabil mal mübadelesi yapmak suretiyle dâhili istihsalde çeşitlilik ve kalite elde edilecek, ticaret teşvik edilecek, sanayi gelişme sağlayacak, fiyat yükselmesi yaşanmayacak, nakit ve para işlemlerinde yegâne salahiyet devletin olacak, bankalarda artmış, birikmiş mala vergi ismiyle % 2,5 nispetinde zekât tahakkuk ettirilecek, toplanan vergi zekât sarf yerlerinde istimal edilecektir.[18]


[1] Mahmud Ebussuud, İslami İktisadın Esasları.

[2] Ahmed en- Neccar, İslam Ekonomisine Giriş.

[3] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam.

[4] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam.

[5] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 87. maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu belirtilen para basma yetkisi ilk olarak, Merkez Bankasının kuruluşuna esas teşkil eden 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun ile Merkez Bankasına devredilmiştir. Bknz: http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TCMB+TR/TCMB+TR/Main+Menu/Banknotlar/Banknotlarla+ilgili+Genel+Bilgiler/Para+Basma+Yetkisi

[6] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam.

[7] M. A. Mannan, İslam Ekonomisi, Teori ve Pratik.

[8] Ahmed en- Neccar, İslam Ekonomisine Giriş.

[9] Mahmud Ahmed, İslam İktisadı, Mukayeseli Bir Tedkik.

[10] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam.

[11] Mahmud Ebussuud, İslami İktisadın Esasları.

[12] Mahmud Ahmed, İslam İktisadı, Mukayeseli Bir Tedkik.

[13] M. A. Mannan, İslam Ekonomisi, Teori ve Pratik.

[14]  Mahmud Ahmed, İslam İktisadı, Mukayeseli Bir Tedkik.

[15] Mahmud Ahmed, İslam İktisadı, Mukayeseli Bir Tedkik.

[16] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam.

[17] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam.

[18] Anwar Iqbal Qureshi, Faiz Nazariyesi ve İslam.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?